...

Nisan 23, 2012

Flashback

Gecenin bu saatlerinde pazartesi sendromundan mütevellit mi henüz tam anlayamadığım geçmişe duyulan bir özlemle, maziyi tekrar hatırlayıp yad ediyorum beynimin içinde.

Fotoğraf kareleri gibi gözümün önünde parça parça görüntüler akıp gidiyor. 90lar. Kalabalık bir kahvaltı masası, kızarmış ekmek kokusu, televizyonda Snoopy, dedemin gıcırdayan sallanan sandalyesi, dayımın sabah esprileri, televizyonun sağ köşesinde duran gramofon, pencere önündeki ortancalar, annemin saçımı iyice gererek topladığı kirazlı tokalarım. Mirkelam’ın sürekli koştuğu videoklip, Hugo, beş çayları, uzun saplı lacivert çantalı postacı, dedemin taş plakları, mahallenin muhtarları, atari salonları, leblebi tozu, elma şekeri, Süper Baba, Rosalinda..

O zaman hiç hoşuma gitmeyen şeyler şimdi hatırladığımda gülümsetiyor her daim. Televizyon her bozulduğunda dedemin direktifleriyle anteni sağa sola çevirip şekilden şekle girerken bunun Allah'ın bana bi cezası olduğunu düşünürdüm.

Şimdi elde kalan, bi düzine keşke, bi avuç iyi ki.

Hiç yorum yok: