...

Aralık 19, 2012

İL-İŞ-Kİ

Uzaktan her şey, herkes ne güzel, ne iyi görünüyor. Ama yakınlaşınca o büyülü perde, o flu görüntü ortadan kalkınca, tablonun bütünündeki bozukluğu, çarpıklığı, kırışıklıkları fark ediyorsun. İşte o an hissettiğin duyguların toplamı çok boktan bir duygusal reaksiyona tekabül ediyor. Aynı duyguyu bir iki defa tecrübe edince de kendine bir frekans belirliyorsun, "Git git git, dur, biraz sağ yap. Tamam oldu, bu uzaklık gayet güzel, iyi böyle." diyorsun, hep o uzaklıktan sesleniyorsun insanlara.
"Kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum." demiş Tezer Özlü, ne güzel demiş. 

İnsanların tek eşli canlılar olduğunu düşünenler, kendini kandırmaya devam etsin. 
Ama gerçek şu ki, öyle bir dünya yok. 

Eğer bir erkek, bir kadına kul köle oluyor, bir dediğini iki etmiyor, kendinden feragat edip ona taşınıyorsa, bu çoğunlukla ondan daha güzelini bulamayacağı içindir. Kadın da bunun farkındadır elbet, o yüzden kartlarını iyi kullanır. Bunun tam tersi de aynı kapıya çıkar ama kadınların daha şeytani oldukları aşikâr.

Lotoyu tutturan bir adamın ilk iş olarak karısını boşamasında şaşılacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Çoğu ilişki mecburiyetten devam ediyor. Aynı okulda okuyan iki sevgili, birbirlerine alıştıkları ve sürekli aynı ortamı paylaşarak sorumluluklarını bölüştükleri için ilişkilerini, sevgileri tükenmiş olsa dahi sürdürebiliyorlar. Bir mağazanın seri sonu indirimi olduğunda herkes en iyi parçayı kapma peşinde ortalığı talan edip istediklerini az çok bulabilenler kasaya doğru koşarken diğerlerinin hala arayışta etraflarına bakındıkları bir tablo düşün, İşte ilişkilerin de bundan farkı yok. Herkes, en iyi parçayı kapmaya çalışıyor. Bu tür ilişkilere sürekli şahit olunca hadi aşka inan inanabilirsen. Hadi karşındaki adamın doğruluğuna güven. Mutlu bir ilişki, uzun ömürlü bir aşk ve sonsuz huzurla dolu hayallerinin içine dahil ol.

Kelaynak gibi soyu tükenen bir duygu artık aşk.

İstisnaları gözardı etmek ya da yadsımak değil benimkisi. Ben gözlemlediğim çevreden bahsediyorum. Hem güvenin birkaç defa sarsılınca böylesi bir mutluluk çok ütopik geliyor. Zira o insanların, yani her şeyi sağlıklı, mantıklı ve kurallarına göre oynayanların sağlıksız, mantıksız, kuralsız yanlarının en umulmadık zamanlarda mide ülseri, bağırsak spazmı, kalp krizi ya da alkolle yıkandıktan sonra gözyaşıyla kusuluşunu çok gördüm ben.

İnsanların birbirlerini kandırdığı gönül ilişkileri içine girmek zaman kaybı.
Üstelik yalnızlıkla iyice yoğrulan bir insan için o düzene alışmak, her şeyi 'iki kişi'lik düşünmek çok zor.

3 yorum:

Asya Yazar dedi ki...

Aynen katılıyorum:)

heamoglobin dedi ki...

doğru tespitler, katıldım

mysticulas dedi ki...

Hayat oldukça basit, dümdüz bir ova gibi lakin bizler kurallarla daha da basitleştirdiğimizi zannederken labirentler yaratmaktan başka bir şey yaptığımız yok. Dünya ile tanışmandan hemen sonra ilk iş İnsan olmayı öğretirler sana sonra kadın ve erkek olmayı, oyunlarında bile kurallar vardır. Her zaman bir sınır içerisinde dolaşır durursun, öğretmen gelince ayağa kalkmalısındır misal, o eğitimi almalısındır. Bu yaşlarda bu coşkunu, bireyselliğini kesmelidirler ki ilerde sürüye katılabilesin. Bu sistem sana mutlu olma şansı tanımaz çünkü bunun ne olduğunu bilemezsin, mutlu olduğunu zannedersin lakin yaşadığın tatmin olmaktan başka bir şey değildir. Bizler duygularımızdan uzak, insan görünümlü robotlarız. İnsanların kendi özlerine ulaşma istekleri buradan gelir, yaşadığını hissedebilmek ister. İlişkilerde bu büyük sistemin içersin de. Karşındakini elde edebilmek için bütün silahlarını kuşanırsın bu savaşta mutlak bir kaybeden ve kazanan olacaktır. Sana, kazan yada kaybet kuralı doğduğundan itibaren öğretiliyor. Başka seçeneğin yok.
İnanma duygusunu taşımayan biri olarak şunu söyleyebilir ki her şey gerçektir bunun farkında olman yeterli. (Ofisin penceresinden bakıyor insanları izliyorum. Kaldırma uzanmış birkaç sokak köpeğinin yanından elinde bir poşet dolusu ekmek ile genç bir kadın geçiyor. Ekmekten birkaç dilim koparıp köpeklere atıyor lakin köpekler oralı olmadı, genç kadından sonra köpeklerde kaldırımı terk edip gidiyorlar birkaç dakika sonra başka bir genç kadın geliyor ve yerdeki ekmekleri bahçe duvarının üstüne koyuyor. )