...

Nisan 08, 2013

Save Point

Sorumluluklardan feragat etmek ne güzel. Gideceğin yeri, yapacağın işi beklemeye almak ne güzel. İpin ucunu kaçırmak ve bunu hiç umursamamak ne güzel. Gereklilik kiplerinin üst üste birikmesi ne güzel.

İşin kötü yanıysa, sürekli bir sonraki güne ertelediğin, üst üste biriktirdiğin o bulaşıkları yine senin yıkamak zorunda olduğun gerçeği.

Sevdiğin tüm şeylerin birer lüks, sevmediğin şeylerin de bir zorunluluk olarak addedilmesinden nefret ediyorum.

Hayatta kaçınılmaz dönüm noktaları olur ya, hayati bir karar vermenin, doğru şıkkı işaretlemenin mühim rol oynadığı o kilit noktaları. Çünkü düğümün son boğumunda verdiğin karar, geleceğini şekillendirir. Ne olduğunun kim olduğunun adını koyacak güce sahiptir o kararlar. Sonra üzerinde çok düşündükten sonra kendince en mantıklısı olduğu sonucuna vardığın kararı verirsin. Oysa hep ilk aklına gelen şık doğru şıktır, öyle ya bir şey üzerinde iyice düşündüğünde çoğunlukla fikir değiştirir insan.

İşte tam da o nokta üzerinde duruyorum ben. 

Henüz bir karar verememenin stresi üstümde, düşünüyorum. Yaşım itibariyle artık bazı şeyleri tek başına üstlenmek gerektiğini bildiğimden böyle bir dönemeci en az sıyrıkla atlatabilmenin imkanını arıyorum. Sırf sevdiğim işle uğraşmak ve istediğim şeyleri yapabilmek özgürlüğüne sahip olmak için para kazanmalı, istediğim renklerle dünyaya bakmalıyım.

Çünkü insan, çerçeveyle sınırlandırılmış dar bir alanda kendini yetiştiremiyor.

2 yorum:

StummScream dedi ki...

İnsanlar bir şeyler yapmak zorunda kalınca en sevdiğin iş bile bazen sarpa sarıyor.

oguzyuce dedi ki...

Ne iş yaparsan yap başkası adına günde 7-8 saatten fazla çalışıyor olmakta bir kokuşmuşluk vardır. Diğer bir yandan da çalışma dışındaki vakitleri iyi değerlendirebilmek adına nakite de ihtiyaç vardır :)