...

Kasım 05, 2015

26

Deri değiştiriyorum. An be an, gün be gün.

Zamanı ve geçirilen bir ayı bile küçümsemiyorum artık. Vaktim doldukça çatırdayan seslerle rota değiştiren bir kadırga gibi farklı yollara sapıyor, eski kimliğimden soyutlanıp yeni yeni kimliklere bürünüyorum.

Deri değiştiriyorum. An be an, gün be gün.

Kendime bir yıl öncesinden bakıyorum. Nelerin değişip değişmediğini, ne tür başkalaşımlar geçirdiğimi ölçüp tartıyorum. Önceden sevmediğim bazı şeyleri şimdi nasıl deli gibi sevdiğimi, o yıl içinde hayatımdaki sabitlerden, değer verdiklerimden nasıl şimdi feragat ettiğimin kritiğini yapıyorum kendi içimde. Benim kavgam hep kendimle: Hislerimin, davranışlarımın üzerine kafa yorarak, eksikliklerimi, komplekslerimi, zayıflıklarımı yüzüme vurmak, böylece ruhumu terbiye etmeye çalışmak. Yani,

“Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem”


Bir yılı daha uğurladım. 25 yıllık bir yolu geride bırakıp 26′ya adım atarak bir basamak daha yükseldim ya da alçaldım orası meçhul. Tek bildiğim, insanın kendi başına ve kendi için yapabileceği tek şeyin ayakta durmak olduğu.

Nefes aldıkça zaman uzuyor, yol hala devam ediyor. Ve eğer bu yol yaşamsa, hep yokuş yukarı gidiyor.

2 yorum:

Onur Karaca dedi ki...

"gün doğsun bir arınayım istiyorum
güneş tozlu caddeler kaygılarım beni bir arıtsın istiyorum
işte tam böyle istiyorum."

Adsız dedi ki...

kaybolduk gittik be..