...

Ekim 26, 2010

Mutluluk Aşısı

Kendimi sevmeyi, küsmemeyi öğrenmeye başladım. Zaman zaman kendini beğenmiş bi’ hergele oluyorum bazen de dünyanın en ezik, en vasat Gregor Samsavari bi’ Notre Dame’ına dönüşüyorum/dum.

Artık bu boktan hayatı kusurlu, eksik, berbat, çirkin, aptallarla dolu olduğunu bilerek güzel buluyorum. Dünyaya Armağan Çağlayan eleştirmenliğiyle bakmak iyi bir şey değil. Bu kabulleniş, bardağın dolu tarafını içmeni gerektirse de, az biraz iyimserlik belki bir tutam polyannacılıkla sağlansa da alışana kadar zorluyor insanı. Sonraları çevrende gördüklerine o kadar şaşırmamaya başlıyorsun. “yok artık”, “bu kadar da olmaz” dememeyi öğreniyosun. Öğretiyorlar.

Böyle daha mutluyum ben, acılar sıradanlaştıkça.