- Vücudumdaki hormonların değişkenliğinin tüm hayatımı etkilediğini öğrendim.
- Gluten intoleransım olduğunu, kendimi depresyonda sanmamın asıl sebebinin yediklerim olduğunu öğrendim.
- Patik örmeyi, ekmek yapmayı öğrendim.
- Derin bir nefes almanın aslında beni ne kadar iyi hissettirdiğini öğrendim.
- Coğrafyanın “kader” olduğunu, sanatın ve insanın apolitik olmasının imkansızlığını fark ettim.
- İlk defa bir kızılgerdan kuşu ve tilki gördüm.
- Feijoa denilen bir meyve yedim ve hurma pekmezinin yapılışını izledim.
-Fiziksel olarak benden uzakta olan değer verdiğim her şeyi ve herkesi kaybetme korkum çoğu kez atak geçirmeme sebep oldu. Endişemi dizginleyemediğim ve ağlama nöbetleri geçirdiğim zamanlarda bunu bastırmamayı, bu süreci yaşayarak da atlatabildiğimi fark ettim.
-Ilk defa şehirden uzakta bir köyde yaşadım, çakalların geceyarısı yükselen seslerini işittim. Sanıldığı gibi tehlikeli değil, oldukça ürkekler.
-Birçok ağacın yapraklarına bakarak hangi ağaç olduğunu anlamayı öğrendim. Şeftali, taze soğan, nane, maydonoz gibi çoğu meyve ve sebzeyi toprağa ektim, onları büyütmeyi öğrendim.
- Ukulele çaldım, şarkı söyledim; müziğin üzerimdeki iyileştirici gücüne daha çok tanık oldum.
- Sürekli bir şey üretemediğim için endişe duymamın yersiz olduğunu anladım. Ormanda yürüyüşler yaparken, hiç görmediğim bir bitkiyi keşfederken, rüzgarın sallandırdığı kızılağaçları seyrederken de bir şeyler ürettiğimi fark ettim.
- Sevmenin, sevilmenin hayata devam etmek adına en büyük motivasyon kaynağı olduğunu anladım. Ve mutluluğumu da mutsuzluğumu da sanata dönüştürerek sağaltabildiğimi, sindirebildiğimi keşfettim. Sevdiklerime hiç olmadığı kadar çok sarıldım, sarıldım, sarıldım.
2013'te çekilen ve en iyi belgesel dalında Oscar kazanan 20 Feet from Stardom sayesinde tanıdığım harika bir şahsiyeti sizinle tanıştırmaya geldim. Adı Lisa Fischer.
Fischer,
1 Aralık 1958'de Brooklyn'de doğdu, annesi ev hanımı, babası güvenlik
görevlisi ve depo işçisiydi. Sesinde Mariah Carey, Toni Braxton ve Tina
Turner saklı bu güzel kadın, müzik hayatına vokalist olarak başladı.
Müzik kariyeri boyunca Chaka Khan, Beyonce, Dionne Warwick, Dolly
Parton, Bobby McFerrin, Alicia Keys, Lou Reed, Louie Vega, Aretha
Franklin, Tina Turner ve daha birçok isme vokalistlik yaptı. Fakat
vokalist olmanın ötesinde yetenekleri vardı, güçlü sesini bir enstrüman
gibi kullanması ve kendine özgü yorumuyla diğerlerinden sıyrılan, çekici
bir kadındı Lisa. Bu yetenekleri sayesinde 1991'de Elektra Records'la
anlaşma imzaladı.
20 Feet from Stardom belgeselinde bu konuyla ilgili “Plak anlaşmasının peşinde değildim. Sadece öyle bir anda ortaya çıktı. Yani çok şanslıydım.” demiştir. Plak anlaşmasından sonra 1991 yılında çıkardığı “So Intense” albümüyle de başarıyı yakaladı.
How Can I Ease the Pain single'ı R&B listelerinde bir numara oldu:Tık
Ayrıca bu şarkı ona en iyi R&B Kadın Vokal Performansı dalında da Grammy kazandırdı.
Fakat Lisa'nın müziğe dair kariyer egosu yoktu hiç. O, şarkı söylemek için doğmuştu, şan, şöhret peşinde değildi:“Bu endüstri kendini sergileyenler, oyun oynamaya istekli olanlar içindir. Bazıları öyle değildir.”demişti.
O sıralarda The Rolling Stones, yeni çıkacakları turneye Lisa'nın da dahil olması için ona teklif götürdüler. Bu konuda Lisa şöyle diyor:
“O
gece Mick'in nasıl söylediğini duyup belli bir şekilde tepki verdim.
Sanki salonda ikimiz vardık. Garip bi şekilde rahatlatıcıydı.”
Solo kariyer peşinde olmadığı için teklifi kabul ederek The Rolling Stones'la turneye çıkar ve bu kararı, Mick Jagger‘la o günden bugüne dek uzanan bir dostluğun başlamasını sağlar.
Tamam dostluk demeyelim, çünkü işler biraz karışık.
Belgeselde Chris Botti, “Lisa inanılmaz derecede çok yönlü. O kadar yetenekli olduğunuzda seçenek kaygısı yaşıyorsunuz. Ne yapsam acaba, yani R&B'de mi kalsam gibi. Sonra telefon çalıyor, arayan Mick Jagger, "Stones'a katıl.”diyor. Bunu reddetmek çok zor bir şey.“ der bu konu için. Haksız da sayılmaz.
Böylece
Lisa Fischer bir numaralı back-up singer olarak kariyerine devam eder.
1989'dan itibaren 25 yıl boyunca The Rolling Stones'un ekibinin
vazgeçilmez ismi olur. Konserlerde Mick Jagger'la birlikte sahnedeki
erotik tavırları ve vokal yeteneklerini sergilediği parçalar,
dinleyicilerin çok hoşuna gider.
Bunlardan en ünlüsü "Gimme Shelter” performansıdır:Tık
Turneden
döndükten sonra Lisa ikinci plak üzerinde çalışmaya başlar ama -belki
de yeteri kadar istemediği için- çalışmalar bir türlü bitmek bitmez.
Belgeselde bununla ilgili şöyle cevap vermiş:
“Birisinin
arkasında söylediğinizde durum farklı, bilirsiniz. Çünkü onları mutlu
etmeye, istediklerini vermeye o kadar odaklanıyorsunuz ki. Ama sonra
kendiniz orada olduğunuzda ne istediğinizi ve neyin sizi mutlu edeceğini
bulmak zorunda kalıyorsunuz. …İkinci bir plak üstünde çalışıyordum ve
bilmiyorum uzun sürmüştü, fazla uzundu. Tüm bu insanlar benimle ne
yapacaklarını bilmiyor. Ben de benimle ne yapacağımı bilmiyorum. Bu asla
anlayamadığım şeylerden biri.”
Mick Jagger’ın teklifini
kabul etmeyerek solo kariyer yolunda adım atsaydı muhtemelen bugün çok
daha fazla insan tarafından tanınacak, sevilecek, dinlenecekti.
Araştırdıklarımdan çıkardığım kadarıyla Lisa Fischer’da özel bir şeyler
var. Kendini müzik yapma tutkusu dışındaki her şeyden arındıran, şarkı
söylemek meşguliyetinin her saniyesinden zevk alan, alkışa ihtiyaç
duymayan, kendini müzikle doyuran kadınlardan.
“Küçük bir
tüysünüz, biri sizi üflüyor, süzülüyorsunuz. Ve düşmüyorsunuz, başınızı
vurmuyorsunuz. Hafifçe iniyorsunuz. İşte ben şarkı söylerken böyle
hissediyorum.” diyen büyülü bir kadın o.
Sakin ve gözlerden uzak yaşamına devam eden Lisa, 2009'da Tina Turner'ın 50. yıl dönümü için çıktığı turneye katılır. O sıralarda 51 yaşındadır.
Konserde “It’s Only Rock'n Roll (But I Like It)” parçasında Tina onu sahneye çağırır ve Lisa şarkıyı muhteşem solo performansıyla bitirerek hayran bırakır: Tık
Aynı yıl eylül ayında ise Sting'in albümünde vokalist olarak şarkı söyler ve konserlerine eşlik eder. Sting onu şöyle anlatıyor: Tık
Daha sonra 2011'de Jazz trompetçi Chris Botti'yle Newport Jazz Festivali'nde ortaya çıkar. Ve ertesi yıllarda da festivale katılmayı sürdürür.
Yine 2013′te Nine Inch Nails'in Tension turunda vokalistlik yapmıştır.
Yaptığı
müziğin yanısıra onun düşünceleri ve bakış açısını da kendime yakın
bulduğumdan mı bu kadar hayran kaldım bilmiyorum. Mesela hiç evlilik
yapmaması ve çocuk sahibi olmamasıyla ilgili şu sözlerine bakın:
“Bir
ilişkiye başlarsınız ve bir enerji ortaya çıkar. Mesela evli bir çiftin
odaya girdiğini gördüğünüz anda olduğu gibi. Ayrı ayrı görseniz bile
onları bir arada tutan şeyi hissedersiniz. Bende o hiç olmadı. Bu yüzden
hep herkese aitmişim gibi geldi. Yani kalbimin bir kısmı, kişiliğimin
bir kısmı hep herkese aitti.”
Benim de onu tanımamı sağlayan 20 Feet from Stardom belgeseli sayesinde artık hem sosyal medyada hem de çeşitli etkinliklerde daha çok
görülmeye başlaması beni sevindirse de onu canlı dinleyebilmenin şimdilik
hayal olduğu gerçeği üzüyor. Yine de geç de olsa tanımış olmak bir
teselli.
Hak ettiği yerin çok uzağında olsa da, kendine ait
dünyasında müziğiyle var olmaya, ilham vermeye, üretmeye devam ediyor.
Çünkü onun dünyaya gelme nedeni bu:
“Ben sadece
sokaklarda endişelenmeden yürümek istiyorum. Yani gözlükler takıp
saklanmadan başım dik olarak. Bazıları ünlü olmak için her şeyi yapar,
bazıları da sadece şarkı söyler. Özel bir yerde insanlarla olmanın
dışındaki şeyler önemli değildir. Bana göre benim de asli görevim sadece
şarkı söylemek.”
O, Lisa Fischer.
Takdire şayan, nadide bir mücevher.